Bugün çarşıda eskiden çok samimi olduğum bir arkadaşımla karşılaştım. Eskiden gerçekten çok samimiydik. Sonra üniversite çalışma hayatı falan derken araya mesafe girmiş az görüşür olmuştuk. Bana evleneceğini söyledi. Bir hafta sonra kına gecesi varmış. Beni de davet etti. Gelirsen çok sevinirim dedi. O zaman düşündüm. Gerçekten çok iyi anılarımız var onunla. Araya onca zaman ve onca mesafe girmiş olmasına üzüldüm. Keşke daha fazla görüşmüş olsaydık diye düşünüyorum. Kına gecesine gitmeyi şimdiden dört gözle bekliyorum. Umarım bundan sonra daha sık görüşürüz diyeceğim ama evlenmiş olması aslında aramıza bir adım mesafe daha koyuyor. İnsanların paylaşacağı şeyler hayatının her aşamasında farklı oluyor. www.tum-casino-bonuslari.com. Lise dönemi, üniversite dönemi, iş hayatı, evlilik dönemi. Her alanda insan farklı kişilerle farklı anılar yaşıyor. O benim lise dönemimdendi. Aynı lisede değildik ama arkadaştık. Güzel anılar o zamanlarda kaldı. Bundan sonrası tabi ki farklı olacak. 

Futbolda illa yıldız futbolcu transfer etmek zorunda değilsiniz. Paranız ölçüsünde transfer kovalamak her zaman hem tasarruf sağlayacaktır hem de o transferden elde edeceğiniz verim az olsa bile maliyeti nedeniyle daha az zarara uğramanız mümkün olacaktır. Düşünsenize milyon euroları saçan bir yönetimin aldığı yıldız futbolcunun takıma adapte olamayışı ve diğer sebeplerden dolayı takıma hiçbir katkı sağlayamadığını… O zaman zararın boyutları inanılmaz rakamlara çıkabilir. Ama zamanında yıldız olmuş fakat zamanla gözden düşmüş futbolcuların transferi hem takım için hem de takımdaki diğer futbolcularla olan kıyasında çok daha iyi olacaktır.

Gözden düşseler bile özünde kaliteli olan bu futbolcuları iyi şekilde araştırıp takımlara kazandırmak ise başarılı yöneticilere ait vasıflardandır. Neredeyse para yatirmasiz yapılan yani bonservisine cüzi rakamlar ödenerek yapılan yabancı transferlerin büyük yıldız transferlerine nazaran daha fazla fayda sağladıkları da ispatlanan ve artık herkesçe bilinen bir gerçektir. 

Çok pis bir huyum vardır ki başıma çok defa sorun çıkardı. Telefon fobisi var bende. Telefonla konuşmaktan nefret ediyorum, hatta yabancılarla konuşurken inanılmaz geriliyorum. İş kekelemeye kadar gidiyor. Kendimi ifade edemeyecekmişim gibi hissediyorum. Bir ara bir ofiste çalışıyordum, sekreterleri yeni istifa etmişti, telefonlara ben bakmak zorunda kalıyordum. İşkence gibiydi. Eve gittiğimde kendimi çok yorgun, gergin ve sinirli hissediyordum. Neden böyle bilmiyorum, genelde insanlarla iletişimimde sorun yoktur. Ama söz konusu telefon olunca, telefonda yabancı bir numaranın aradığını gördüğümde hemen ateş basıyor, terlemeye başlıyorum, kalbim güm güm atıyor, gerilim hattı gibi oluyorum. İşe başlamadan önce bir sürü yere başvuru yapmıştım, haliyle hepsi arıyordu. Bu durumu çözmek için bir sürü yöntem denedim ama işe yaramadı. Bu fobiden kurtulamıyorum. Başıma da bir sürü iş açıyor, ne yapacağımı bilemiyorum. En kötüsü de kekeleyecek kadar geriliyor oluşum. 

Aslında tam da tatil sayılmaz ama bir haftalığına günlük rutinimden uzaklaşıyorum diyelim. Bu akşam önce yeğenimin düğünü için Karadeniz'in sevimli kenti Zonduldak'a gidiyorum.. Düğünün ertesi günü de Dikili'ye babamların yazlığına 3-4 günlük bir kaçamak yapacağım.. İnsanın babasının evinde tatil yapması güzel ama biraz da sıkıcı neticede.. Benimkisi biraz buradan uzaklaşmak, biraz da görev gibi bir şey olacak.. Çünkü yaşlı insanlar ziyaret edilmeyi bekliyorlar neticede.. Ben de bu görevimi her sene bir kaç günlüğüne de olsa yerine getirmeye özen gösteriyorum..

Dikili tatili standarttır benim için.. Sabah dokuz gibi kahvaltı, sonrasında denize gidiş.. Öğlen gibi dönülüp yemek yemek. Sonrasında hiç hoşlanmadığım halde balkonda okey oynayış, akşam yemeği hazırlığı, yemek yeme seremonisi, ardından bir okey daha ve yatış.. Bazen arada tavla da oynarız babamla, arada bulmaca çözerim, bahçedeki meyve ağaçları ise bu tatilin en sevdiğim yanıdır..

Annem ve babam emekli öğretmenler. 30 sene önce Didim’de bir lisede babam Erzurum’dan oraya atanınca tanışmışlar. Kısa sürede yakın arkadaş olmuşlar. Babam tarih öğretmeniydi, annem ise matematik öğretmeniydi. Herkes bu arkadaşlığın çok iyi yürüdüğünü hatta aşk rüzgarları estiğini anlayıp onlara söylemiş. Babam da tam o sıralarda anneme aşık olmuş bize hep anlatır. Birkaç ay sonra nişan yapmışlar, ertesi yıl de evlenmişler. 29 senedir evliler ve 2 çocukları var. Ben 27 yaşındayım ismim Emre, bir de 20 yaşında bir kız kardeşim var ismi Yasemin. Ailemizde büyük bir saygı, sevgi ve huzur var. Öğretmen bir ailenin çocukları olmaktan gurur duyarız kardeşimle. Yasemin ben ne zaman buradan girip casino oynamaya başlasam sesini duyar yanıma gelir. Onunla da oynarız biraz sonra sıkılıp dışarı gezmeye çıkar. Bazen de ağabey kardeş gezeriz. Ailecek gezilerimiz de meşhurdur.

Hani ünlülere sorarlar ya, “Bu mesleği yapmasanız, ne olmak isterdiniz” diye. Bana sorsalardı eğer, ben tabiiki spor yazarlığı derdim. Muhasebe işi yapıyorum ama gelin bir de bana sorun :) Sürekli sayılarla muhatap olmak, şirketin kalbi pozisyonunu yürütmek ve yine de insanlara yaranamamak. İşte bu bizim kaderimiz. Halbuki küçüklüğümden beri sporun içindeyim. Futbol, basketbol ve tenis üzerine çok tecrübelerim var. Yani çok izlemişliğim, takip etmişliğim var. Hatta bu kadar takibimi bir de kendime ait bir blog sitesinde de üretime dökmüş durumdayım.  Muhasebe işim hala devam ediyor ama spordan kopmak ne mümkün?

Ama değişikliğe de sonuna kadar açım. Örneğin, ucretsiz free oyun adı altında oyunlar oynamayı da çok seviyorum. Ben muhasebe işini yaparken bir çok iş ide aynı zamanda yapıyorum. O yüzden sabit bir mesleğim yok, rüzgar hangi taraftan eserse o yöne gidiyorum, çok mutluyum…

Kız arkadaşımın annesi Almanya’da yaşıyor. Onu çok özlese de pek belli etmiyor. Geçen gün aklıma harika bir fikir geldi, annesiyle yazıştım ve onu buraya davet ettim. Biz Muğla’da yaşıyoruz tam da tatil mevsimindeyiz sezon açıldı her yer cıvıl cıvıl. Burada okuyoruz ikimiz de ama yaz tatiline girdik. 4 arkadaş bir evde kalıyoruz. Annesi Nur hanımla anlaştık, ona uçak biletini gönderdim hava alanından onu alacaktım. 2 gün sonra büyük gün. Daha Ebru’nun bir şeyden haberi yoktu. Her zamanki gibi plaja gittik yüzdük. Eve gelip serin bir şeyler içtik ve www.ucretsiz-free-spin.com da poker oynadık karşılıklı. Pokeri ona ben öğrettim ama kağıtta tabii. Burada da çok eğleniyoruz oynarken. Sonra annesinden bahsetti biraz. Şu 2 gün de geçse de yüzü gülse biraz. Bakalım bu sürprizimizi nasıl bulacak? Kesin şaşıracak ve dili tutulacak.

Evet, itiraf ediyorum. Yüzmeyi bir türlü öğrenemedim. Aslında belki denize sürekli girebilseydim, o tecrübeyi belli aralıklarla yaşayabilseydim öğrenme şansım olabilirdi. Ne var ki, su ile yaşamımız sadece içmek ve banyo yapmak arasında olunca ister istemez pratik yapma şansım da az olduğu için yüzmeyi bir türlü öğrenemedim, belki de öğrenme hevesine erişemedim. Arkadaşlarla nadiren denize gittiğimizde onlar çok güzel bir şekilde yüzerek uzaklara açılırken, ben ise genelde on metrelik bir alanda dalıp dalıp çıkıyor, yüzme numarası yapıyorum J

Belki de içimde biraz da korku tohumu vardı, fakat bunu ancak cesaret ile ve arkadaşlardan yardım isteyerek atabilirdim. Herkesler gibi yüzmek, suyun üstünde kalmak en büyük hayalim. Şimdilik, telefonumdan oyun oynamaya devam edeyim bari. www.iphone-casino-bonus.com ile casino alemine dalayım, su niyetine J Şaka maka tez elden eğitim şart. En kısa zamanda kendime söz verdim, yüzmeyi öğreneceğim.

Hayalim küçüklüğümden beri kır düğünü yapmaktı. Bu yaz nişanlımla evleniyoruz. Ailelerimiz de kabul ettiler biz de çok istedik ve kır düğünü yapacağız. Yer ayarlandı, masalar sandalyeler süslendi. Davetiyeler gönderildi. Menü özenle seçildi. Nişanlımla ben bizzat menüyle ilgilendik. Deniz ürünleri ana yemekte ve ara sıcaklarda da olacak. Tatlıda iki çeşit olacak. Yaz düğünü olduğu için sakızlı dondurma hazırlattık. Bir de özel bir kadayıf olacak fıstıklı. Ustamız ve diğer aşçılar çok titiz seçildiler ve hepsi de birbirinden iyi yemek yapıyor. Daha sonrasında eğlence kısmı için özel bistrolar da hazırlattık. İçki servisi ve garsonlar da ayarlandı. Geriye nikahımızı kıymak ve düğünü yapmak kalıyor. Orkestra ise nişanlımın yakın müzisyen arkadaşlarına kaldı. Ona güveniyorum. Bu aralar stresli tabii bazen oyun oynayarak gevşemeye çalışıyor. Tıklayarak anında binlerce oyun buluyor ve ruleti çok seviyor. Geçen gün saatlerce onu izledim.

Deniz kaplumbağası alacağız diye tutturdu kızım. İsmi Deniz bu yüzden denizle ilgili her şeyi merak ediyor, seviyor ve eve almak istiyor. Kaplumbağa da cidden çok tatlıydı. Babası da olur deyince pet shopa gittik ve akvaryumuyla birlikte hayvanı aldık. Yemleri ve diğer ihtiyaçlarını da aldık eve geldik hemen baş köşeye kurduk. İsmini nedense Mısır koydu kızım. Demek ki mısırı da çok seviyordu. Hayvan gerçekten çok tatlı bir şeydi. Cam kavanozundan bütün gün onu izliyorduk. Kızım daha 4 yaşında hayvanları sevmesi çok iyi bir şey. Umarım bir gün gelip de anne eve yılan alalım demez! Eşim eve gelince kızım Mısır ile onu tanıştırdı. O da yorgunluktan pek bakamadı yemeğini yedi ve bir tık ile canlı bahis sitesine girdi. Arada sırada burada poker oynar ve kazanırdı da. Kızım babasının yanına gidince eşim de oyunu bıraktı.